Toplumsal kutuplaşmanın önüne geçmek için birçok sivil toplum kuruluşu işbirliği yapmak adına çeşitli toplantılar gerçekleştirmekte. Sivil toplum kuruluşları yarının ne getireceği konusunda öngörüleri olduğu için bu toplantıların bugün her şeyden daha önemli olduğunu düşünmekten.
Hangi sivil toplum kuruluşu, hangi toplantıda diye uzun uzun anlatmayacağım ancak çevrenizde veya ismimi duyduğunuz hemen hemen tüm kuruluşlar kutuplaşmış topluluk ve kişilerin normalleşme sürecine girmesi için mücadeleye başladı. Bu toplantıların ulusal yerel ve online yapılan birçoğuna katılmaktayım.
Katıldığım her toplantıda, toplantı katılımcılarının verdiği örnekleri dinlediğimde fark ediyorum ki, yıpranmışlık ve zedelenmişlik üst noktalara kadar ulaşmış.
Bugün kutuplaşmanın nedeni olarak birçok şey sayılır ancak bunların en başında ise futursuzca sözcükler söyleyen siyasilerden kaynaklı olduğunu ortaya koymak gerekir. Bazı siyasilerimiz ne yazık ki laflarının nereden nereye gittiğini bilmeden sarf edip kutuplaşmaya katkıda bulunmakta. Tabii bazı siyasiler de bu kutuplaşmaya göz yummakta. Dolayısıyla üretilen kutuplaşma vatandaşa doğrudan etki etmekte ve zarar vermekte.
İşte siyasilerin bir kısmının toplumu kutuplaştırma çabasına karşılık sivil toplum kuruluşları aktif roller üstlenerek, iddaalı adımlar atmakta. Biliyorum ki bu adımlara, önce sessiz kalan siyasiler destek verecek daha sonra da kutuplaşmaya neden olan siyasiler destek verecek.
Kutuplaşmış topluluklar kısa vadeli karlar,  faydalar getiriyor gibi gözükse de uzun vadede kutuplaştırmaya katkıda bulunmuş kişiler dahil herkese büyük sıkıntılar ve dertler getirecektir.
Yakın bir zamanda siyasi kutuplaşmanın zararlı dinle bugünün siyasetçileri fark edecek. Bugünün siyasetçileri kutuplaştırma dilini kullandıkça hem potansiyel müşterilerini hem de oylarını kaybetmekle karşı karşıya kalacak. O nedenle hakkı, eşitliği ve adaleti savunan kim siyasiler kazanacağı gibi toplumu oluşturan vatandaşlar da kazanacaktır.
Sivil toplum kuruluşlarının attığı bu adımlara her zamankinden daha fazla katkıda bulunmak önemli ve zaruridir. Toplumu oluşturan vatandaşlar ellerinden geldiğince kutuplaştırma oyununun içine düşmemeli. Kutuplaştırma dilini kullanan ve savunan her kişiye mesafeli davranıp yaptığı kutuplaştırma dilinden bir an önce kurtulması gerektiğini tavsiye edilmelidir. Ne yazık ki içinde bulunulan şartlar ve durumlar daha fazla yıkıcılığa ulaşmadan toplumsal uzlaşma adımları atılmalı. O nedenle önce bireyler olarak biz daha sonra da çevremizdeki bireyleri uzlaşmanın pembeli olan dinlemeyi öğretmek gerekmekte.
Bugüne kadar yaşanmış hem kötü olayım kaynağının kutuplaştırma ile başladığını hatırlatmamız gerekmekte. Bu dili kullanarak servetlerine servet, güçlerine güç katan kendini kurnaz kanal birçok keçinin olduğunu akıllardan çıkarmamak gerekir. İşte asıl mesele güç devşirmek için kutuplaştırma ya neden olan kişilerin karşısında dik durabilmektir. Bunuda sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirmek mümkün olacak.
Adımları atmak için başkasına değil kendimize dönerek, yaşadıklarımıza ve yaşattıklarımıza bakarak kendimizi iyileştirmek kutuplaştırmaya vurulmuş en büyük darbe olacaktır.
Yaşadığımız coğrafyanın mayası gereği kutuplaşmanın vereceği zararlara karşı uzlaşmayı ilkesel değer ilan edemeyecek çok az insan olduğuna şahit olduğum gibi nice uzlaşmacı neferlerin var olduğunu bilmek gücümüze güç katmakta.
O zaman mücadeleye desteklerin artması için görev sizde. ..

 

https://www.gazetebursa.com.tr/kutuplastirana-karsi-mucadele-makale,5453.html