Doların dünkü çıkışı yine devam etti ve 9,20 Türk Lirasına ulaştı. Yani Türk Lirası tüm yabancı ülkelerin para birimine göre zarar etti. İşin en kötüsü ise dünyanın en fazla değer kaybeden parası Türk Lirası olması…
Ekonomiyi; hukuktan, demokrasiden, eğitimden, sanattan, yargılamadan yani devletin bütünlüğünü oluşturan tüm değerlerden ayrı veya farklı yere koyanlar bugün yanıldıklarını gördü. Ekonomi, tüm sisteminin doğru çalışmasının neticesi olduğu bugün daha iyi anlaşıldı. Yani ülkenin denge ve denetim sistemleri çalışıyorsa ekonomisi de kesinlikle iyidir.
Ne yazık ki döviz her gün yeni yeni rekorlar kırmakta. Dövizin, Türk Lirası karşındaki bu rekorlar toplumun çok büyük kısmına zarar vermemekte ancak tahmin ediyorum ki Türk Lirasının değer kaybetmesinden memnun olan bir kısım bulunmakta…
Hatırlar mısınız bundan 3- 4 yıl önce dolar yakan bazı vatandaşlarımız vardı. Yine bu vatandaşlarımızın yanında Dövizle mi ticaret yapılıyor, maaş alınılıyor denilen düşüceler, yorumlar vardı. Bugün ne yazık ki kimse ne dolar yakabilecek durumda nede dövizin Türk Lirasıyla ilişkisi ne diyen biri çıkabilir. Anlaşıldı ki dövizin, doların yükselmesi bugün Türkiye’ye doğrudan zarar vermekte.
Vatandaşın nerede nasıl kriz yaşadığını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yalnız bilinmeli ki, 1buçuk milyon kişinin elektriği, 700 bin kişinin doğalgazı kesilen bir ülkedeyiz. Son bir yılda temel ihtiyaç olan doğalgaza ve elektriğe 31 kez zam yapıldı. Bu bize gösteriyor ki istikrarsız, düzensiz ve sadece toplumun en alt kesimini ezen bu sistem karşısında ayakta durmak çok zor.
Zaman şahsi kişilerin ya da bir gurubun çıkarlarını koruma zamanını çoktan geçmiştir. Zaman tamamen vatandaşın en alt kesimini sosyal, kültürel ve ekonomik refahını artırmak gereken zamandır. İyileştirme yapılması gereken bu zamanı tüketmemek için önce iktidarın kendisi daha sonrada muhalefetin tamamı sorumludur.
Birçok veriyi izlemekteyim. İzlediğim verilerde çarpıcı bir gerçek var o da çalışan yani para kazanan birçok vatandaş yoksulluk rakamlarının çok altında yaşamlarını sürdürmekte. Yine birçok kaynaktan da göreceğiniz gibi insan emeğinin en ucuz ülkelerden birisi olmaya hızla devam edilmekte. Çin de 400 dolar olan asgari ücret rakamı Türkiye’de 314 dolar olduğu ortada. Bu rakamların bize fark ettirmesi gereken bir şey var o da topyekûn güvenilen yapıları tekrar inşa etmek olmalı.
Artık hem içeride, hem dışarıda kavga edilecek noktada olmadığımız anlaşılmalı. Hatalardan ders alıp iyileştirme yapabilmek için bilime, akla ve uzlaşma yönelmek gerekmekte. Gücün nerede olduğu sorulursa itibarın tam kendisinde olduğu anlaşılmalı. İtibarlı kurumları tekrar kurgulamak için atılacak adımlar belidir. Bu adımlar ise;
Hukuku tamamen bağımsız ve güçlendirmekle,
Hakkı ve doğruları hem içeride hem dışarıda savunarak,
İletişim dilini ve diplomasi gücünü doğru stratejiler üstüne kurgulayarak,
Siyasi dili temiz hale getirip, siyaseti verimli işler için araç ederek,
Ekonomiyi doğru ellerle yöneterek,
Vatandaşa adil ve eşit davranarak,
Bu adımları yapılırsa güçlü bir ülke olmak kesinlikle kaçınılmaz olduğu görülecek. Biliyorum ve asla yanılmadığım bir durum var biz bu kötü durumları iyileştireceğiz. Biliyorum ki itibarlı ülke olmak için omuz omuza dayanışma ile mümkün olacaktır. O nedenle daha fazla hukuka, adalete, demokrasiye ve dayanışmaya sahip çıkılmalı. Aklın yolu bir… İyileşme için beraberlik şart.
https://www.gazetebursa.com.tr/iyilesmek-icin-makale,5450.html
Bir cevap yazın